Muhteşem Koyları ve Gezilecek Yerleri ile Didim!

Aydın’a bağlı olan Didim, küçük ve sevimli bir tatil beldesi gibi akıllarımızda kalmış olsa da, oldukça görkemli bir tarihe ev sahipliği yapması, eşsiz güzellikteki koyları, plajları ve milli parkıyla çok zengin bir tatil deneyimi sunuyor. Onlarca koya sahip bir belde. Bu koylar içinde kuşkusuz en önemlisi, oteller bölgesinin hemen önünde uzanan, Ege’nin dünyaca ünlü plajlarından birisi Altınkum Plajı…

Ana plajın devamındaki küçük koylarda da sırasıyla  1, 2, ve 3. plaj olarak anılan plajlar var. 3.Plajın bulunduğu koyda da Türkiye’nin en büyük yat limanlarından biri olan Didim Marinası tüm aktiviteleriyle birlikte yerini almış..

Altınkum’da küçük küçük dalgalar sahilden denize doğru oluştuğu için deniz kendi kendini sürekli temizliyor. Bu nedenle pırıl pırıl bir denizi var. Temiz koylarıyla Didim’in bu en gözde bölgesi rüzgar sörfü ve diğer su sporları için de ideal. Kano sevenler için deniz oldukça uygun.

Altınkum Plajı (Ana Plaj)

Altınkum, Didim’in en önemli turistik plajı. Ege’nin en güzel deniz ve kumsalları arasında yer alan Altınkum, altın sarısı kumsalları ve türkuaz mavisi deniziyle göz kamaştırıcı. Tatil sezonunda plajında  boş yer kalmayan Altınkum, gece hayatı ve alışveriş imkânları ile de Didim’in merkezi. Plaj; oteller bölgesinin hemen önündeki sahil kesiminde, sahil boyunca uzanıyor.

Mayıs – ekim ayları arasında güneşlenip denize girebilir, dalış, yelken, sörf, su paraşütü ve su kayağı gibi deniz sporları yapabilirsiniz. Özellikle yakın çevreden günübirlik veya hafta sonu kaçamakları için, ulaşım rahatlığı, turistlerin halka açık Altınkum plajından yararlanmasına olanak sağlıyor.

Didim’de yer alan otellerin büyük çoğunluğu Altınkum Plajı’nda. Altınkum’un yat limanından kalkan gezi tekneleri, bütün gün çevre koyları ve adaları dolaşırlar. Eğer günübirlik Bodrum’a gitmek isterseniz Altınkum’dan sefer yapan feribotları da kullanabilirsiniz.

Altınkum plajı Sahil boyunca denize paralel uzanan Yalı caddesinin denize bakan cehesinde. Caddenin kara cephesinde çok sayıda ve yoğun biçimde konaklama tesisleri ve restoran, cafe, barlar var. Yediden yetmişe herkese hitap eden Altınkum denizle ve güneşle iç içe olmak isteyen tatilciler için vazgeçilmez plajlardan.

Eğer tatilinizi Altınkum’da geçirmeyi planlıyorsanız, denize yakın bir tesiste rezervasyon yaptırıp gitmenizde fayda var. Çünkü yaz aylarında Altınkum plajı çok kalabalık oluyor ve neredeyse oturacak yer bulamıyorsunuz.

Didim-1-Koy-Plaji2

1.plaj

Didim altınkum ana plajından 5 yıldızlı oteller bölgesine doğru giderken Aytepe denilen mevkinin hemen yanında 1. koydaki plaj. Altınkum ana plajının hemen yakınında. Sakin bir ortamda denize girmek isteyenler yalı caddesi boyunca ilerleyip tekne turlarının yapıldığı limanı geçtikten sonra yol kenarından merdivenler ile inerek bu plaja ulaşılabilirler. Amatör balık avcılığı meraklılarının da avcılık hobilerini de gerçekleştirebildiği bir plaj. plaj ve deniz tabanı taşlı , deniz her zaman durgun ve dalgasız oluyor.


2. Plaj

Didim yalı caddesi üzerinde 5 yıldızlı oteller mevkisine doğru giderken didim lunaparkının hemen yanında kalan didim 2. plajı didimde ikamet eden ve altınkum plajını kalabalık nedeni ile tercih etmeyenlerin yüzmeye ve plajda dinlenmeye gittikleri nispeten pek bilinmediğinden diğer plajlardan daha sakin olan bir plaj.

3. Plaj

5 yıldızlı otellerin hemen dibinde sakinliği ile tanınan ancak Didim Marina faliyete geçtikten sonra yoğunlaşmaya başlayan bir plaj. Genelde didim altınkum sahilini fazla kalabalık ve hareketli bulanlar tarafından tercih ediliyor. Şehir merkezine 5 km mesafede, 250 metre uzunluğu ve 30 metre de genişliği var. Mavi Bayraklı.

Manastır Koyu ve Plajı

3. plajı geçtikten sonra, sağa sapan patika yoldan gidiliyor.Yol oldukça bozuk.Patika yoldan plaja kadar olan süre ortalama 10-20 km hızla 10 – 15 dakika sürüyor ama karşılaşılan manzara bu zorlu yolculuğu hemen unutturacak cinsten. Denizi turkuaz renkli, dalgalı ve sıcak.

Akbük Plajı


Didim merkeze 23 km mesafede bulunan Akbük beldesindeki bu plaj; maviyle yeşili bir arada barındıran,yaklaşık 11 km sahil şeridine sahip. Burada ağaçların gölgesinde hem piknik yapabilir hem de denize girebilirsiniz. Sahildeki iskelelerde balık tutarak keyifli anlar geçirebilirsiniz. Adeta bir ”siteler şehri” olan Akbük beldesindeki bu plaj, sitelerle denizi ayıran yol boyunca uzanıyor.

Yat Turları

Didim’in eşşiz koylarını en iyi tanıyabilmenizin en güzel yolu bu turlara katılmaktır. Eğlenceli bir yolculuk, dalgaların coştuğu yerde müzik , dans, eğlence ; cennet koyların büyülü manzaralarında, sakinlik ve huzur bu turlarla sizi bekliyor. Buradan günübirlik Rodos Adasına da gitme şansınız var.

Didim/Mavişehir/Aquapark

Didim’in Mavişehir mevkiindeki bu eğlence parkı Türkiye’nin en büyük su parklarından biri. Burada masalımsı anlar yaşayabilirsiniz.

Tarihi Mekanlar

didimde gezilecek yerler (3)

Didim’deki yerleşim Neolitik Devirde bir Miken kolonisi olarak başlamış. Daha sonra M. Ö. 16. yüzyılda Girit’e geçiyor. Bundan sonra sırasıyla; Persler, Selevkos İmparatorluğu, Attalid Hanedanı, Romalılar ve Bizanslılardan sonra 1071 Malazgirt Savaşı’nda Türklerin eline geçmiş.

1098 de tekrar Bizans kontrolüne geçen bölge, 1280′ de önce Menteş’ e, 1300′ de Aydınoğlu Beyliği’ne geçmiş sonra da 1413 ‘te de Osmanlı İmparatorluğuna katılmış.

didimde gezilecek yerler (2)
Piriene Antik Kenti

Prienne, zamanın en güzel sahil kentlerinden biriymiş. Ne var ki zamanla Büyük Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlar ile içeride kalmış. Buna rağmen basamaklarla çıkılan kalıntılar ve tapınak günümüzde tüm görkemiyle görülebiliyor.

Samson Dağı eteğinde bulunan Priene şehri yörenin önemli antik kentlerinden biri. Kente girildiğinde, hemen sağ tarafta şehrin su ihtiyacını karşılayan 3 sarnıç göze çarpıyor. Biraz ileride Mısır tanrılarının tapınakları var. 5000 kişilik, bilinen en eski tiyatrolardan biri de burada bulunuyor. Tiyatronun yanında bulunan Bizans Kilisesi de görülmesi gerekli yapılardan.

Demeter Tapınağı, Athena Tapınağı, Zeus Tapınağı,Yukarı Gymnasion, Aşağı Gymnasion,Bouleuterion, Agora, Büyük İskender’in Evi, Nekrapol ve konut alanları antik kentin önemli yapıları arasında.

Milet Antik Kenti

(Miletos) Milet, iyi durumdaki tiyatrosu, hipodromu ve sular altındaki hamamları ile Ege’de görülmeye değer önemli antik kentlerin başında yer alıyor. İlk zamanlarında bu antik kent de Piriene gibi deniz kenarındaymış. B.Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlarla bugün denizden 10 km uzaklaşmış durumda. Kent çok eski ve bir hayli ilginç tarihe sahip. Bu kent geçmişinde filozoflar kenti olarak bilinip anılırmış.

İlyas Bey Camii

1494’de Menteşe Beyi İlyas Bey tarafından yaptırılmış olan külliyeden tek kalan parça. Agora’dan 200 m, Kutsal Yol’dan 1km uzakta. Tek minareli ve tek kubbeli. Mimberi ve mihrabının işçiliği çok alımlı. Duvarlar ve taban mermerle kaplı. Selcuk devletinin çöküşü ile ortaya çıkan ufak beyliklerde İslam-Turk sanat anlayışının kaybolmadığına aksine geliştiğinin çok güzel bir göstergesi olarak gösteriliyor.

Didyma Antik Kenti

Anadolu’nun en eski kehanet ve falcılık merkezi olarak ün yaparken, ünlü Apollon Tapınağı ve Medusaları da en önemli kalıntıları arasında bulunuyor.

Didyma Antik Şehri Didim ilçesinde Miletos’un 18 km. güneyinde yer alıyor. Biliciler (Kahinler) Kenti olarak ünlenmiş. Mermerle döşenmiş, iki yanında yatan aslan ve oturan adam heykelleri bulunan kutsal yolla Miletos’a bağlanan Didyma, antik çağlarda bir kehanet merkeziymiş.

Günümüzde denize 4 km. uzaklıkta olan kentin, büyük gemilerin bile yanaşabildiği ”Panormos” adlı limanı bulunuyormuş. ”İkizler” ya da ”ikiz tepeler” anlamına gelen Didyma isminin, bölgede tapınakları bulunan, iki kardeş Apollon ve Artemis’e atfen konulduğu düşünülüyor.

Apollon Tapınağı ; İlk yapımı MÖ 8.yy. sonlarına tarihlenen yapı, MÖ 560 yılında Zeus’un oğlu Apollon adına, büyük bir tapınak haline getirilmiş. Arkaik Dönem’de çok ünlü olan Apollon’un kutsal yeri Persler tarafından MÖ 494’te yıkılmış.

İskender’in MÖ 334’de Persleri yenmesiyle bağımsızlığını kazanan kentin tapınağı tekrar yapılmaya başlanmış, yapımı MÖ 3. ve 2. yy. boyunca sürmüş, bir bölümü ancak roma döneminde yapılabilmiş ama hiçbir zaman tam olarak bitirilemeden günümüze kadar gelinmiştir. MS 250’den önce tapınak önemini yitirmeye başlamış ve MS 385’de tamamen önemini yitirmiş. Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla mabedin adytonuna bir kilise yapılmış.

Tarihçi Heredot Limandan denize açılacak tüccar ve askerler, evlenecek genç kızlar, savaşların akibeti ile ilgili konularda imparatorlar; kehanet isterler ve burada tanrılara kurban sunarlarmış. Strabon’a göre, tapınak en pahalı adak eşyalarıyla süslenmekteymiş.

Buradaki Tapkı Heykelini ünlü sanatçı Karnakhos, Medusa ve boğa başlı kabartmalı baştabanlarla öteki heykelleri Aphrodisiaslı dönemin en yetenekli ustaları(heykeltraş) yapmışlar. Kutsal avluya inilen kapıların arasında yer alan 70 ton ağırlığındaki tek parça mermer blok, dünyanın en büyük mimari elemanı olarak tanınıyor. Dört yanından basamaklarla çıkılan platform üzerine çift sıra oturtulan 124 adet sütunla çevrili bu anıt eser, kentin görkemine tanıklık edercesine hala ayakta.

Myos Antik Kenti

Bafa Gölü kıyısında, Miletos’un 15km. doğusunda, Avşar Köyü yakınlarında bulunmaktadır.Myus’un, MÖ 5. yy sonunda Attika-Delos Deniz Birliği üyesi olduğu biliniyor. Herodotos, MÖ 500’lü yıllarda, kent limanının 200 gemi alabilecek büyüklükte olduğunu yazmış. Kent akropolünün kuzeyinde yer alan kale kalıntılarının Geç Bizans dönemine ait olduğu sanılıyor.

MÖ 6. yy’a tarihlenen, 6×11 sütunlu, İon düzenli tapınak, kentin en dikkate değer kalıntısıdır. Ayrıca arkaik sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntıları da kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmış ender buluntulardan.

Heraklia Antik Kenti

Kent, antik çağda Ege Denizi’nin bir uzantısı olan Latmos Körfezi’nin kıyı şeridinde kurulmuş. Ancak Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla dolmasi sonucu körfez bugünkü Bafa Gölü’ne dönüşmüş.
Denizle ilişkisinin kesilmesi üzerine eski önemini kaybeden Herakleia ulaşımdaki güçlük nedeniyle Hristiyan keşişlerin bir gizlenme yeri olmuş.
Çok engebeli ve kayalık bir arazi üzerine kurulan antik kentin etrafı 65 kule ile takviye edilen 6.5 km uzunluğunda sur ile çevrilmis. Limanın arkasında uzanan kayalık arazi üzerinde yer alan Athena Tapınağı kentin en iyi korunmuş yapılarından biri.

Tapınağın doğusunda yer alan agora iki katlı olup, günümüzde birinci katı ayakta kalabilmiş. Yapılan araştırmalarla Agoradaki dükkanların ve hanların yerleri belirlenmiş. Güney tarafindaki duvarlar, o dönemin taş işçiligindeki ustalığının en güzel örneklerindendir.

Agoranin dogusundaki köşeli “U” planlı yapı Bouleterion’ dur. Yapının kuzey doğu çevre duvarları oldukça iyi durumdadır. Tiyatro kentin kuzey doğusunda yer alır. Skene binasina ait duvarlar ile 1. kaveaya ait oturma sıraları görülebilir.
Bafa Gölü içerisinde yer alan adacıklarda ve Latmos Dağı kayalıklarında yapılan araştırmalara göre 13 manastır olduğu belirlenmiş. Bunların en ünlüleri Yediler, Stylos, Soteros, Menet Adası, Ikizce Adalar ve Kahve Asar Adası manastırlarıdır.

Bizans Devrinde manastırların korunmasi için Bafa Gölü kenarına bir kale inşa edilmiş. Ayrıca manastırların etrafinda keşişlerin tek başına yaşadığı pek çok mağara veya çilehane bulunuyor. Manastırlara yakın olanlarin içi zengin fresklerle süslü. Bu çilehanelerin tavanlarını ve duvarlarını süsleyen fresklerin, Isa’nin hayatını, Meryem’i ve azizleri tasvir ettikleri belirlenmiş.

Müzeler/ MİLET MÜZESİ

Miletos (Milet) antik kenti içinde yer alıyor. Müze koleksiyonunda yaklaşık olarak 7300 arkeolojik, 93 etnografik, 13.000’e yakın sikke olmak üzere toplam 20.000 üstünde envantere kayıtlı eserin sergilendiği söyleniyor.

Koleksiyondaki eserlerin büyük kısmı Milet, Didim ve Priene ören yerlerinden ve buralarda yapılmakta olan kazılarda bulunmuş. Müzede en önemli buluntular Arkaik Dönemine ait olanlar. Özellikle son yıllardaki kazılarda ortaya çıkan Arkaik Dönemi eserlerinin bilim dünyasında ses getirecek nitelik ve özelliklere sahip olduğu söyleniyor.

1- Aslan Galerisi: Burada toplam 30 eser bulunuyor.
2- Taş Eserler Salonu: Didyma, Milet, Priene kazilarinda bulunan eserler ile vatandasların bularak müzeye getirdikleri eserler burada sergileniyor.
3- Büyük/Mavi Salon: Bu bölümde Didyma’nın Osmanli Dönemine kadar olan zamana ait obje ve keramik eserler ile muhtelif sikkeler teshir ediliyor.
4- Küçük Salon: Bu salonda keramik, maden, cam eserler var. Ayrıca burada kıymetli madenden takılar da sergileniyor.


5- Müze Bahçesi: Müze bahçesinde kitabeler, sunaklar, sütun basliklari, muhtelif kabartmalar, heykeller, lahitler sergileniyor.
6- Filozoflar Parki: Müzenin hemen karşısında yeni olusturulan bu parka Milet’ten yetişen filozof, mimar ve sanatçilar bilgi levhalari ile tanıtılıyor.

DOĞAL GÜZELLİKLER

Saplı Ada

Saplı Ada Tepeden bakınca limana bir kaşık gibi uzanan görüntüsüyle muhteşem bir manzarayı gözler önüne seren Saplı Ada Akbük’ün simgelerinden biri.

SİT alanı olarak koruma altına alına Saplı Ada’nın ilginç bir yapısı var. M.Ö. 1500’lü yıllarda Ege Denizi’nde meydana gelen çok büyük bir volkan patlaması sonucu etrafa saçılan küllerin birikimi ile oluşmuş. Günümüzde hala bu kül katmanını görmek mümkün. Adaya ulaştığınızda toprağın birkaç santim altına bakın; bu kül tabakasını göreceksiniz.

Akbük Koyu’nun yaklaşık 100 metre açıklarında yer alan adaya yürüyerek de ulaşabiliyorsunuz. Suların çekildiği zamanlarda ada ile kıyı arasında su yüksekliği dizlerinizde oluyor. Ayrıca bir rivayete göre adadan 10 çakıl taşı toplayanın ömrü 10 yıl uzuyormuş.

Kuşlar ve Keşişler Sığınağı-Bafa Gölündeki Adacıklar


Eskiden Ege Denizi’nin bir koyu olan Bafa Gölü’nün Büyük Menderes nehri tarafından taşınan alüvyonlar neticesinde denizle olan ilişkisi kesilmiş ve bu koy bir “lagün” haline dönüşmüş. Göl Didim merkez’e 10 km mesafede. Maksimum derinliği 25 metre kadar olan gölün su kaynağı Büyük Menderes nehrinin düzenli taşkınlıkları ve etrafındaki dağlık araziden gelen yeraltı ve yerüstü suları.

Tipik Akdeniz bitki örtüsünün gözlendigi göl çevresi, zeytinlik ve çam ormanları ile kaplı. Gölde irili ufaklı adalar mevcuttur. Bunların en önemlisi ikiz Ada, Menci Adası ve Hayalet Adası.

‘Uluslararası Önemli Kuş Alanları” listesinde ilk sıralarda yer alan göl ve çevresinde, nesli tükenmekte olan Cüce Karabatak ve Deniz Kartalı gibi kuş türlerinin ürediği, bunun yanı sıra gölün kış aylarında yüz binlerce ördek ve su kuşu türünün beslenme ve barınma yeri olarak kullanıldığı belirlenmiş.

Balıkçılık açısından da çok büyük kaynaklara sahip olan gölün tarım alanlarını sulamak, küçük ve büyükbaş hayvanların su ihtiyacını karşılamak gibi görevleri de var.

Buradaki Pansiyon – Restoran gibi işletmeler sadece konaklama ve yemek hizmeti değil; gelen ziyaretçilere çevreyi tanıtıcı rehberlikleriyle de biliniyor. Rehber eşliğinde gelen gruplara da genellikle kendileri rehberlik ediyorlar. balıkçılarının ve restoranların düzenledikleri tekne turları ile gölün diğer tarafına gezi yapılıyor. Bembeyaz kumlarla kaplı plajında güneşlenmek oldukça keyifli.

Bafa gölünü boydan boya geçen karayolunun iki yanında kurulan tezgahlarda kurutulmuş baharat, keçiboynuzu, kekik suyu, polen, bal, arısütü, saf sabunlar ve kuruyemişe kadar çok çeşitli doğal ürünler satılıyor.Satıcılara tanımadığınız ot ve baharatları sorduğunuzda doğaya ne kadar yabancılaştığınızın bir kez daha farkına varacaksınız. Zira her biri bir aktar kadar bilgililer.

Bafa Gölüne Nasıl Gidilir?


Bodrum Milas Karayolundan işleyen herhangi bir toplu taşıma aracına bindiğinizde inmek istediğiniz yeri önceden belirtirseniz Sizi Bafa Kasabasında indirecektir.
Tarihi yerlerin Bolca olduğu Kapıkırı köyüne gimek için Düzenli bir minibüs yok. Bafa Kasabasından Kapıkırının uzaklığı yaklaşık 11 Kilometre.

Ecevit’in Kahvesi denilen Kahvehane’de Kapıkırında yaşayan ve oraya gitmekte olan kasabalıdan yardım alabileceğiniz gibi, yürüyüp yoldan geçen vasıtalarla da şansınızı deneyebilirsiniz. Bafa Gölü ve çevresinde pansiyon – restoran hizmeti veren işletmelerden birine telefon açıp yada en doğrusu önceden rezervasyon yaptırıp, ulaşımı garantileyebilirsiniz.
Hatta bazı pansiyonların hava alanı transferi bile olduğu kendi web adreslerinde de belirtiliyor.

Doğanbey köyü


Priene Antik Kente çok yakın olan bu şirin köyde; Rum mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan usta taş işçiliği ilk bakışta göze çarpıyor. Sivil mimari dediğimiz Doğanbey evleri, dükkanları, şapel dediğimiz yapı ve hastanesi ile Arnavut kaldırımı şeklinde döşenmiş dar taş sokakları Türk mimarisinin güzel örneklerini bir arada sergiliyor.

Sadece mimarisi değil 1996’daki yangından sonra her nekadar yeşilini kaybetmiş olsa da sırtını dayadığı dağın yamacındaki Şorlak Şelalesi, Rum halkının Çeşme dediği eskiden içme suyunu da sağladıkları nehri görülmeye değer.

AKBÜK


Ege güneşinin gökyüzünde bir gelin gibi salındığı, yağmurun şarkıları coşturduğu havasının hiç üşütmediği bir doğa zenginidir Akbük! Didim ilçe merkezine 23 km, Aydın il merkezine 106 km uzaklıkta. Belde, Mandalya Körfezinin Akbük koyuna hakim bir şekilde 15 km’lik sahil şeridine ve Çukur, Yavan, Yarık isimli üç koya sahiptir.

Didim merkeze 23 km mesafede bulunan Akbük beldesindeki bu plaj; maviyle yeşili bir arada barındıran,yaklaşık 11 km sahil şeridine sahip.Burada ağaçların gölgesinde hem piknik yapabilir hem de denize girebilirsiniz. Sahildeki iskelelerde balık tutarak keyifli anlar geçirebilirsiniz. Adeta bir ”siteler şehri” olan Akbük beldesindeki bu plaj, sitelerle denizi ayıran yol boyunca uzanıyor.

Akbük sahilleri, Ege kıyılarında halka açık olan en geniş ve en çok tercih edilen sahillerinden biridir. Günübirlik Akbük’e gelenlerin en çok tercih ettiği piknik alanı Akbük sahil şeridinde yer almaktadır. Ayrıca Akbük sahili limandan doğu ve batı yönlerinde geniş bir yürüyüş bandına sahiptir.

Akbük büyük şehirlerin kalabalığından, gürültüden uzak, havası tertemiz, denizin mavisi ile ormanın yeşilinin buluştuğu, denizin, güneşin kumsalın tadını çıkarmak isteyen tatilciler için adeta bir tatil cenneti. Akbük aynı zamanda turizmin yeni gözdesi, oteller, pansiyonlar, tatil köyleri, barlar, diskolar ve kentsel donanımları ile modern bir tatil kenti olma yolunda.

Yerli tatilcilerin yanı sıra Avrupalı turistlerin gözde mekanlarından biri haline gelen belde önemli bir turizm potansiyeline sahip. Diğer kıyı bölgelerindeki pek çok turizm merkezinde karşılaşılan betonlaşma, kirlilik ve aşırı kalabalık başta olmak üzere diğer olumsuz etkenlerden uzak ve doğallığını kaybetmemiş olması Akbük’ü çekici kılan özellikleri.

Sağlık Turizmi

Akbük’ün bol oksijenli havası, denizden gelen iyotlu hava esintisiyle birleşince astım hastaları üzerinde mucizevi bir etki göstermektedir. Bu özelliği Akbük’ü sağlık turizmi konusunda da vazgeçilmez kılmaktadır. Eğer nefes ile ilgili sorununuz varsa Akbük’ün bu özelliği tam size göre.

Su Sporları

Akbük, yelken ve su kayağı gibi spor dalları için uygun bir körfez. Akbük’ün tertemiz sahilinde bir yandan denizin, kumun tadını çıkarırken, kumsalda sabah yürüyüşleri de yapabilir, sahildeki spor aletlerinden faydalanabilirsiniz.

Doğa Yürüyüşleri

Akbük’te yapabileceğiniz bir diğer spor dalı ise doğa yürüyüşleri. Denize nazır yemyeşil ormanlarında sabahın erken saatlerinden itibaren bol oksijenli havada yürüyüş yapmak oldukça keyifli. Akbük ormanları doğası asırlık ağaçları ile keşfedilmeyi bekliyor.

Balıkçılık: Doğanın oldukça cömert davrandığı Akbük’te denizin dibinde su kaynakları bulunuyor. Bu doğal kaynaklar sayesinde körfez kir tutmuyor ve buradaki denizin balıkları bir başka lezzette. Yöredeki en lezzetli balık çeşitlerinin çipura, levrek, dil balığı ve sarıyanak kefali olduğu biliniyor.

Akbük’te ilk insan yerleşiminin varlığı antik dönemlere kadar uzanmaktadır. Akbük yöresinde ilk yerleşimin izleri, Kalkolitik Çağa M.Ö. 4 bin yıllarına kadar dayanmaktadır. Tarihi medeniyetlerin durağı gibidir Akbük…

Rum Kilisesi

Tarihi Rum Kilisesi günümüzde Kültür Merkezi ve Kütüphane olarak hizmet veriyor. Kilise Osmanlı Döneminde 1870’lerde yapılmış. Belde merkezinde iskelenin hemen yanında.Osmanlı dönemindeki taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri.

AKBÜK’E NASIL ULAŞIRSINIZ?

Akbük’e ulaşım karayolu ile Didim, Söke ve Milas üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Günün her saatinde Akbük’ten Didim’e, Söke’ye ve Milas’a minibüsler çalışıyor. Didim ve Milas’a yaz sezonu boyunca ülkemizin hemen hemen tüm illerinden düzenli otobüs seferleri var. Ayrıca, İzmir ve Aydın Otobüs Terminalleri’nden Didim Birlik ve Didim Seyahat Acentelerince Didim’e karşılıklı olarak gün içinde düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.

Yaz sezonu boyunca Didim-Bodrum, Bodrum-Datça arasında feribot seferleri yapılıyor. Yunan Adaları İstanköy (Cos) ve Rodos’dan düzenli feribot seferleri ile Bodrum üzerinden Didim’e ulaşmak da mümkün.

Nerede Konaklayabilirim?

  • Burç Thermal Otel – Aydın Merkez
  • Caprice Thermal Palace – Aydın Didim Akbük
  • Eşin Thermal Palace – Aydın Didim Akbük

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*